2009 yılının ekim ayı, bir umuda yelken açıştı benimkisi. 2008 de emekli olmuştum öğretmenlik mesleğimden. Ancak öğrencilerimden uzak kalamazdım. Tesadüfler etkisi olacak ki Özel Akşam Liseleri sahibi sayın Seher Başer hanımefendiyi tanıdım. Eğitime gönül vermiş biriydi. Akşam liseleri ile ilgili çalışmalarıma onun sayesinde başladım. İzbe, karanlık, virane bir binayı akşam lisesine çevirmişti. Sanki hayat vermişti o binaya. O zaman anlamıştım bu binanın dışarıda kalan binlerce öğrenciye umut vereceğini. Bir anne şefkatiyle sarılmıştı okullarından ayrılmak zorunda kalan sosyal çevrenin diplomasız insanlarına. Tereddütsüz tokalaştık ve sıfırdan başladık okul sevdasına. Akşam liseleri benim için bir ilkti ancak korkmuyordum; çünkü yanımda Seher Başer vardı. İnançlıydı, başarılıydı, kararlıydı, heyecanlıydı, güzel bir insandı. Kısa sürede sorunlu öğrencilerin ne kadar uyumlu bireyler olabileceğini kanıtlamıtık etrafa. Adeta bir rehabilitasyon merkezi gibi hissediyorduk akşam lisemizi. Her akşam ayrı bir heyecandı benim için. Mezunlar verdik onlarca. Üniversiteli bile oldular bir çoğu. Öğrencilerimizle gönüllerimiz hala bir. Gördüm ki Akşam Liseleri birer umut kapısı. Elimde olsa da dev kampüslerde sokakta kalan bağımlılardan tutun da devlete isyan eden, taş atan tüm gençleri topluma kazandırabilmek dileğiyle .